29 kişi kendisini tutuyor, 15 arkadaşı var.
senin yokuluğunda arada bir gelip müziklerini dinlemeyi seviyordum ama müzik kutun bozulmuş
geldiğinde bir bakıver
"Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar;
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allahın adını,
Günahkar da sayılmazdı.
Yazık oldu Süleyman Efendi'ye
II
Mesele falan değildi öyle,
To be or not to be kendisi için;
Bir akşam uyudu;
Uyanmayıverdi.
Aldılar, götürdüler.
Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
Duyarlarsa öldüğünü alacaklılar
HAklarını helâl ederler elbet.
Alacağına gelince...
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.
III
Tüfeğini depoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matarasında dudaklarının izi;
Öyle bir rüzigar ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigâr.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazısiyle:
"Ölüm Allahın emri,
Ayrılık olmasaydı.""
Daldı gözlerim
Denizin o tirşe ve hareli gözlerine
Derken Poseydon´la beraber
Kaldırıp başlarımızı güneşin
Gülkokusu bacaklarına baktık
Derken martılar geçti
Sıyırarak suları yanımızdan
Karşı sahilde akşamla yanan
Beş pare cama gömmek için bizi...
erbarme dich
mein gott, um meiner zähren willen;
schaue hier,
herz und auge weint vor dir
bitterlich.
erbarme dich,
mein gott, um meiner zähren willen...
Büyük bir aşk her zaman bir rastlantıdır. İlişki sipariş edilir. Satın alınır. Hak edilir. Hatta çalınır. Ama aşk sadece bulunuverir. Birdenbire.. *aşk her zaman haber vermeden gelir ve hazırlıksız yakalar. Çünkü aşk bir süvari baskınıdır..
alıntı
Hiç birşey ayağınıza gelmez en azından iyi olan hiç birşey... Herşeyi gidip almanız gerekir..
---CHARLES BUXTON---
"Yaşamak biraz da sanmaktır...
Yaşayabilmek uğruna ummaktır! o....
Aldanmak; sanarak yaşamak uğruna, kesilen bir faturadan ibarettir sadece..."
" Sadece iki şey vardır; güzel kızlarla aşk, her şekilde aşk; bir de New Orleans veya Duke Ellington'ın müziği. Geri kalan her şey gitmeli, çünkü geri kalan her şey çirkindir... " - Boris Vian
" Eğer bir kadını elde etmek, bir kadeh cini ya da bir paket Gauloise sigarasını elde etmek kadar kolay olsaydı ve onun, alkol ve sigara gibi, kirli ve mide bulandırıcı bir odaya tıkılmaya zorlanmaksızın açık havada tadına bakma özgürlüğümüz; alkolizm ve nikotin zehirlenmesi çarçabuk ortadan kalkar ya da en azından makul ölçülere inerdi... "
- Boris Vian
Yalanın en sık kullanılan şekiller;gerçeği söylememiz gerektiği zaman susmak,doğruyu söylemekten çekinmektir. Güvenli sesizlik bir çeşit kendini koruma biçimi yaşadığı toplumdan soyutlanmaktan korkan kişi gerçeği, söylemek yerine iki yüzlü davranarak toplum içinde kalmayı başarıyor. Zoraki bir gülücük hiç bir şey hissetmediği halde ''o kadar üzgünüm ki'' demektir. Zoraki atılan kahkahalar, yalancıktan kucaklaşmalar, istemediği halde yalandan dökülen göz yaşları...
İkiyüzlü davranan kişi sürekli fikir değiştirir. Bilinçli yani bilinç yükselmesinden doğan bir fikir değişikliği değil ortama uymak, kabul edilmek için değiştirilen fikirlerdir. Bazen kendiside bu durumun farkında değildir. Söylendiğinde kabul etmez büyük bir coşkuyla fikirlerini savunur yani bu kişiler kendilerine de ikiyüzlüdür ne yazık ki...
İnsanı doğadan ayrı düşünmezsek, doğada var olanın insanda da olduğunu düşünürsek eğer, doğadaki taşlardan, bitkilerden, hayvanlardan, tabi ki insani özelliklerden de payımıza düşeni aldığımızı düşünürsek...
Taşlardan durgunluğu,bitkilerden dallar gibi çok farklı yönlere gitmeyi, hayvanlardan beden dilini hiç yalan söylemezler eller , gözler ve yüz aldatmayı hiç beceremezler daha samimi daha içtendirler. Kelimeler ağzımızdan ne şekilde çıkarsa çıksın beden dilimiz daima gerçeği söyler. İçgüdüsel bilgilerimiz akılcı bilgilerimizden daha mı gerçektir? Bilemiyorum...
Gerçeği söylemenin tehlikeli olduğu bir çağda yaşıyoruz. Gerçeği söylemek uygar toplumların işine gelmiyor ne yazık ki... .Ata sözümüzü bilmeyen yoktur; ''Doğruyu Söyleyeni Dokuz Köyden Kovarlar'' Atalarımıza uymuşuz kovulmamak için sadece başkalarına değil kendimizi de kandırır olmuşuz. Maskelerle dolaşıp bir zaman sonra hangisi gerçek kendimiz bile unutmuşuz.
Yalan söylüyoruz çünkü korkuyoruz. Risk almak istemiyoruz. Yalnız kalmaktan, çevremizden gördüğümüz takdiri kaybetmekten korkuyoruz bile bile yalanı yaşamaya devam ediyoruz. Herkesin kabul ettiği yalanın örtüsüne sığınmak kendi aralarında güçlenen bir gurubun üyesi olmak ne kadar da kolaydır. Gerçeği söylemek kendi gerçeğini yaşamak elbette cesaret ister. Cesur olan insanlar yok mu elbette var belki sandığımızdan da çoklar ama bir çeşit yalnızlığa mahkum edilmiş acı çekiyorlar. İçlerinde huzuru bulmuşlardır ama ne yazık ki bunu topluma yansıtmakta aciz kalıyorlar.
Kural çok basit madem ki hepimiz aynı fikirdeyiz o zaman yalan bunun neresinde diye hem kendilerini hemde çevrelerini aldattıklarını bile bile yalanlarını gerçekmiş gibi yaşıyorlar. Siz ne dersiniz?
|
|
istanbul11497 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
YIGITOZGUR4462 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
sosyomatch4109 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
80s3196 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
eskişehir2169 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
yasak meyve1642 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile. |
|
|
şiir1415 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
anadoluüniversitesi1185 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
Fotoğraf6715 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
KEDI SAHIPLERI242 üyesi var. üyelik serbest. |
|
|
air cooled vw17 üyesi var. üyelik serbest. |